12 Eylül 2009 Cumartesi

''İçimizden geldi''... Denizin Üstünde Ala Bulut

Denizin üstünde ala bulut
yüzünde gümüş gemi
içinde sarı balık
dibinde mavi yosun
kıyıda bir çıplak adam
durmuş düşünür.

Bulut mu olsam,
gemi mi yoksa,
balık mı olsam,
yosun mu yoksa?...
Ne o, ne o, ne o.
Deniz olunmalı, oğlum,
bulutuyla, gemisiyle, balığıyla,yosunuyla

N.Hikmet Ran

27 Ağustos 2009 Perşembe

iyiki doğdun Binnurrr :))))


Bugün Kocatepe'nin  en şeker, en datlu  vee en analitik :p insanı ... Binnurcuğuummm  doğum günü.
 Ömür boyu mutluluklar,başarılar diliyorumm , herşey hep istediğin gibi olsun !

  ...
''insan;kalbinden özüne giden,kaldılılabilir süreksizliğe sahip bir fonksiyondur.''demiş;)

Şimdi e tohum ekme zamanı :)

e tohum Başvuruları 27 Ağustos’ta Başlıyor!


İnternet girişimcilerinin buluşma adresi olan etohum, yeni başvuru dönemini 27 Ağustos’ta başlatıyor! İnternet konusunda bilgisi ya da fikri olan ve kendi internet şirketini kurmak için risk almaya hazır olan herkes, etohum’un sağladığı hizmet ve eğitimlerden faydalanabiliyor

Yeni ekonomiyle ilgili bilgi ve iş fikri sahibi olan girişimcilerle bu konuda yatırım yapabilecek şirket ve profesyonelleri buluşturan etohum, internet üzerinde kendi işini başlatmak isteyenlere destek vermeyi sürdürüyor. Bu doğrultuda 27 Ağustos Perşembe günü itibariyle yeni başvuru sürecini başlatan etohum, yeni iş fikirlerini yeşertmek isteyen herkese kapılarını açıyor.

Girişimcilerin ilk önce kendilerine yatırım yapmaları gerektiğini de her fırsatta dile getiren etohum’un yeni döneme dair yol haritası şöyle:

• Eylül 2009 – 31 Aralık 2009 tarihleri arasında başvuruda bulunan girişimcilerle bire bir görüşmelerin yapılması ve uygun adayların belirlenmesi. (Başvuru süreci 31 Aralık tarihinde sona erecektir.)
• Ekim 2009 - Ocak 2010 tarihleri arasında başta üniversiteler olmak üzere eğitim kurumlarında ve merkezi mekânlarda etohum toplantılarının düzenlenmesi, üniversite kulüpleriyle işbirliğine gidilerek internet girişimciliği panellerinin düzenlenmesi.
• 24 Eylül 2009’dan itibaren iki haftada bir gerçekleştirilen etohum Kafe Buluşmaları’nın düzenlenmesi.
• 2009’un Ekim, Kasım ve Aralık aylarında etohum Hafta Sonu Girişimcilik Kampları’nın düzenlenmesi.
• 30 Ocak 2010’da “yatırım yapılabilecek internet girişimci”lerinin seçilmesi.
• Şubat 2010’da yatırım yapılabilecek internet girişimcileri için İnternet Girişimciliği Kampı’nın düzenlenmesi.
• Şubat – Nisan 2010 tarihleri arasında girişimcilere iş planı ve internet sitesi hazırlamak konusunda koçluk hizmetinin verilmesi.
• Mart – Mayıs 2010 tarihleri arasında başta üniversiteler olmak üzere eğitim kurumlarında ve merkezi mekânlarda etohum toplantılarının düzenlenmesi, üniversite kulüpleriyle işbirliğine gidilerek internet girişimciliği panellerinin düzenlenmesi.
• 2010 yılının Şubat, Mart, Nisan ve Mayıs aylarında etohum Kafe Buluşmaları’nın düzenlenmesi.
• 2010 yılının Mart ve Nisan aylarında etohum Hafta Sonu Girişimcilik Kampları’nın düzenlenmesi.
• 21-22 Mayıs 2010 tarihlerinde yatırımcı ve girişimcilerin bir araya getirilerek girişimci sunumlarının gerçekleştirilmesi.
• Mayıs – Haziran 2010 ‘etohum’lama ve ortaklık süreclerinin yürütülmesi.

Kurucusu Burak Büyükdemir, konuyla ilgili şunları söylüyor: “Türkiye'de fikri olan kişi sayısı çok ancak bunu hayata geçirenler oldukça az. Oysa içinde bulunduğumuz ekonomik ortam internet girişimcileri için fırsat yaratıyor. etohum olarak biz de yeni ekonomi konusunda bilgi ve fikir sahibi olan ve kendi internet şirketini kurmak isteyen genç girişimcilerle şirketleri, yatırımcıları ve profesyonelleri bir araya getirmek amacıyla yola çıktık. Bu doğrultuda da bir fikri gerçekleştirme yolunda adım atan ve risk alan girişimcileri bulup, başlama aşamasında onlara destek oluyoruz. İnternet konusunda yeni iş fikri olan henüz şirketini kurmamış, iş fikrini gerçekleştirmek için şirketini kurmak üzere olan, internet şirketini/yeni girişimi kurmuş, sermaye, yönetim, pazarlama ve diğer desteğe ihtiyacı olan herkes etohum’a başvuru yapabilir.”

etohum etkinlikleri hakkında bilgi almak ya da toplantılara katılmak için ise www.etohum.com adresine girilmesi yeterli oluyor.

Kaynak:e tohum

26 Ağustos 2009 Çarşamba

'Goethe bazen görmediğini gösterir ;

''Anladım ki belirleyici olan benim.
İklimi yaratan benim kişisel tutumumdur.
Ortamı şekillendiren benim halati ruhiyemdir.
Yaşamı acıklı ya da neşeli yapacak muazzam bir güce sahibim.
Bir işkence aleti de olabilirim, bir ilham kaynağı da; küçümseyebilirim ya da keyif verebilirim; acıtabilirim ya da iyileştirebilirim.
Tüm durumlarda, bir krizi kızıştıran ya da yatıştıran, birini insancıllaştıran
ya da canavarlaştıran benim verdiğim karşılıktır..
İnsanlara oldukları gibi yaklaşırsak, onları daha kötü ederiz;
İnsanlara olmaları gerektiği gibi yaklaşırsak, olabilecekleri kişi haline gelmelerinde onlara yardımcı olabiliriz..''

GOETHE




Loris Malaguzi-Regio Emilia yaklaşımı

http://tr.wikipedia.org/wiki/Reggio_Emilia_yakla%C5%9F%C4%B1m%C4%B1
Bir çocuk 100den ibarettir.
Bir çocuğun 100 lisanı 100 eli
100 fikri100 düşünme şekli oynama şekli ve konuşma şekli vardır
100 her zaman 100 dinleme şekli sevme şeklidir.
şarki söylemek ve anlamak içinkeşfetmek için100 zevk
100 dünya icat etmek için hayali kurulacak 100 dünya.
Bir çocuğun 100 lisani vardır ( ve yüzlerce yüzlerce dahası )
ama 99unu çalıyorlar.
Okul ve bu kültür, kafayla vücudu ayırıyor.
Onlar cocuğa: elleri olmadan düşünmesini,kafasi olmadan yapmasını,zevk almadan anlamasını
sadece yılbaşlarında ve bayramlarda sevip şükretmesini söylüyorlar.
Onlar çocuğa: zaten orada olan bir dünyayı keşfetmesini söylüyorlar
ve geri kalan 99unu çalıyorlar.
Onlar çocuğa: iş ve oyunungerçek ve fantezinin bilim ve hayal etmeninyerin
ve göğünsebep ve rüyanın birbirine ait olmadığını söylüyorlar.
Ve onlar çocuğa 100ün orada olmadığını söylüyorlar.
Çocuk onlara:İmkansız. 100 işte orada! diyor.

Kaynak vipekipedia
Loris Malaguzzi

DUYGU DEĞİRMENCİLER: ALIN VERİN;EKONOMİYE CAN VERİN

http://www.cnnturk.com/video/ekonomi/genel/2009/08/26/ekonomistler.simitci.oldu/15100/index.html

ALIN VERİN;EKONOMİYE CAN VERİN

Reklam Konseyi'nden ekonomiyi canlandıracak kampanya

Türkiye Reklam Konseyi, küresel krizin etkilerini azaltmak ve iç talebi canlandıracak mekânizmaları harekete geçirmek amacıyla "Alın-verin, ekonomiye can verin" kampanyasını başlattı.
RVD (Reklamverenler Derneği), RD (Reklamcılar Derneği), IAA (Uluslararası Reklamcılar Derneği), TVYD (Televizyon Yayıncılar Derneği) ve Basın Reklam Platformu'ndan oluşan Reklam Konseyi, küresel ekonomik kriz sonrası tüketimi canlandırmak için hazırladıkları "Alın-verin, ekonomiye can verin" kampanyasını Başbakan Yardımcısı Ali Babacan hamiliğinde tanıttı. RVD Başkanı Hakan Gören, Reklamcılar Derneği Başkanı Yiğit Şardan, Televizyon Yayıncıları Derneği Başkanı Hidayet Karaca ve Basın Reklam Platformu Başkanı Ayşe Sözeri Cemal'in hazır bulunduğu lansmanda Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Reklam Konseyi ve Uluslararsı Reklamcılık Derneği Başkanı M. Ali Yalçındağ, TOBB Başkan Yardımcısı Murat Yalçıntaş konuştu. Ali Babacan'ın hamiliğini üstlendiği kampanya 15 Eylül 2009'a kadar sürecek.Ekonomistler simitçi oldu"Alın Verin; Ekonomiye Can Verin" sloganıyla hazırlanan kampanyaya iş dünyasının renkli isimleri katılıyor. Ekonomistlerin simitçi, köşe yazarlarının bakkal, çiçekçi, oyuncakçı olarak yer aldığı kampanyada halka "alışveriş yapın" mesajı veriliyor.


"Ayağı yere basan somut projeler"

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Türkiye Reklam Konseyi'nin toplantısında yaptığı konuşmada, reklam sektörünün içinde bulunduğu duruma değindikten sonra, küresel krizle ilgili değerlendirmelerde bulundu. "Bütçe açıklarının yüksek boyutlara ulaşmasının ve bu politikalardan çıkış stratejsinin pek çok ülkede netleşmemiş olmasının uzun vadede küresel enflasyon açısından bir risk oluşturabileceğini" ifade eden Babacan, bunun da uzun vadede Merkez Bankalarının faiz artırmasını ya da vergi artırma yoluyla bazı olumsuz yan etkilerini bazı ülkelerde gösterebileceğini söyledi. Babacan konuşmasına şöyle devam etti: "Bu tür yan etkilerinin görülmemesi için hükümetlerin orta vadeli mali disiplinin devamını temin eden bir mali çerçeve tanımlayarak, buna uymaları ve bu konuda güven oluşturmaları bu dönemde çok büyük önem taşıyor. Mevcut kriz ortamında tekrar normal ekonomik faaliyetlere ulaşılması için ayağı yere basan somut programlar maalesef pek çok ülkede henüz açıklanmış değil. Öte yandan, biz, Türkiye olarak şu anda orta vadede neler yapacağımızı çalışıyoruz. 2010, 2011 ve 2012 yıllarında neleri hedefleyeceğiz, nasıl bir bütçe hedefiyle yola çıkacağız, bu dönemde kamu borç stokuna ilişkin projeksiyonlarımız ne olacak? Bunlar Türkiye'nin çıkış stratejisinin en önemli unsurları olacak. Son 2 aydır üzerinde yoğun şekilde çalıştığımız, yapısal reform anlamında pek çok alana dokunan bir çalışma içindeyiz. Yapısal reform denince, sosyal güvenlik, sağlık, yerel yönetimler, enerji gibi pek çok alanda çok önemli, köklü adımlar atmamız gerektiğini ifade etmek istiyorum. Bu programla Türkiye'nin bütçe açığı ve kamu borç stokuna ilişkin bir öngörülebilirlik getirmiş olacağız. Böylelikle yatırım yapan, tüketen herkesin daha kolay karar almasını sağlamış olacağız. Devlet ne yapacağını, neyi yapmayacağını açıkça ortaya koyacak ki özel sektör de piyasa aktörleri de yatırım kararlarını alabilsinler."Marka yönetimi ve reklamcılıkBabacan, son yıllarda ekonomik ve siyasi istikrarın sağlanması, marka yönetimi ve reklamcılık konusunda farkındalığın yerleşmesi sonucunda reklamcılık sektörünün hızla geliştiğini söyledi. Babacan, 2002-2007 yılları arasında Türkiye'de reklam yatırımlarının ortalama yıllık artışının yüzde 30 civarında seyrettiğini dile getirerek, sektörün önünde önemli bir büyüme potansiyeli olduğunu belirtti.Türkiye'nin ekonomik yapısının 2002-2007 döneminde, pek çok makro göstergeye bakıldığında nispeten güçlü bir yapıya kavuştuğunu anlatan Babacan, sözlerini şöyle sürdürdü: ''2008 yılından itibaren tüm dünya üzerinde etkili olmaya başlayan, önce bir finans krizi olarak başlayan, arkadan ekonomik kriz haline dönüşen birçok ülkede ekonomik ve siyası sonuçlarını görmeye başladığımız bu kriz, kuşkusuz dışa açık ve dünyaya entegre olan Türkiye ekonomisini de etkilemiştir. 2008 yılından itibaren artan belirsizlikler, artan risk algıları ve güven ortamının bozulması, toplam talepteki daralmayı da beraberinde getirdi. Dünya ekonomisi İkinci Dünya Savaşından beri ilk defa küçüldü. Gelişmiş ülkelerde çok farklı önlemler alındı, merkez bankaları çok farklı tedbirler aldılar. Uygulanan maliye politikaları mali sürdürebilirlik kaygılarını canlandırırsa, bu konuda kuşkular oluşursa, o zaman bu politikaların orta ve uzun vade de çok ciddi maliyetleri oluşur.''
"Büyümeyi özel sektör sağlayacak" Ali Babacan, bir ülkede ekonominin büyüyebilmesi, refahın artması için istikrar ve güvenin şart olduğuna işaret ederek, öncelikle Türkiye'de güven ortamının güçlenmesi gerektiğini vurguladı. Babacan, "Türkiye'nin öngörülebilir bir ülke olması yerli yabancı tüm yatırımcılar için önemli. Bu halkımızın geleceğe güveniyle de alakalı. Bütün çalışmalarımız bunu sağlamaya yönelik" dedi. Türkiye ekonomisinin büyümesinde özel tüketim ve özel sektör yatırımlarının etken olduğuna dikkati çeken Babacan, şunları kaydetti:"Biz Türkiye'de kamu harcamalarını ne kadar artırırsak artıralım bunun büyümeye etkisi çok çok sınırlı. Türkiye'de özel tüketim harcamaları yüzde 10 artsa büyümemize 6.8 puan getirir. Türkiye'de mutlaka, ekonomik model olarak, özel sektör eliyle büyümeyi sağlamamız gerektiğini düşünüyorum."